2010-2011 moda trendleri belirlendi
Dünyanın en önemli trend otoritelerinden Intercolor, 2010-2011 sonbahar-kış trendlerini belirledi.
Röportaj: Arzu Dindar
Dünyanın en büyük endüstrilerinden moda endüstrisi, işini hiçbir zaman şansa bırakmıyor. Büyüklüğünü sistemli ve geleceği planlayarak gitmesine borçlu olan sektörün önemli renk ve trend belirleyen kurumlarından Intercolor, 30 Kasım-2 Aralık tarihinde toplandı ve 2011′in trendlerini çoktan belirledi. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) adına ünlü modacılarımız Özlem Süer ve Ümit Ünal da Intercolor’da trendleri belirleyenler arasında bulunuyordu. 1996′dan beri Türkiye’yi Intercolor’da temsil eden (yılda iki defa yapıldığını da belirtelim) ikili ile toplantılarının hemen ardından görüştük ve 2010-2011 sonbahar-kış koleksiyonları için belirlenen trendleri öğrendik.
‘İçinizdeki sesi’ dinleyin
Öncelikle Özlem Süer ve Ümit Ünal’ın Intercolor’a katılmadan önce altı aylık yoğun bir hazırlık aşaması geçirdiklerini söyleyelim. İkili birlikte belli başlıkları çıkarıyor ve Türkiye adına bir sunum hazırlıyor. Bu yıl hazırladıkları sunumun adı ise Innervoice, yani ‘iç ses’ idi. Kendi iç sesini, kalbini dinleyerek geleceğe doğru yol alınacağını ifade eden sunumda Süer ve Ünal, çok etkilendikleri Mozambikli sanatçılar Kester, Hilario Nhatugeja, Fiel dos Santos ve Adelino Mate’nin tasarladığı ‘Tree of Life’ adlı eserden ve Rebecca Allen’ın ‘Virtual Reality’ çalışmalarından çok etkilenmiş. Afrika’daki savaşlarda kullanılmış, atık silah parçalarından yapılan bir ağaç heykeli olan Tree of Life, ironik bir şekilde umudu temsil ediyor. Virtual Reality’yi (sanal gerçekliği) neden seçtiklerini ise Süer şöyle açıklıyor: “Yaşamın bu kadar acıtıcı tablosunda Rebecca Allen’ın çıkış noktası olarak böyle bir gerçeklik sunuyor olmasını tercih ederek, gerçeklik ile sanal gerçeklik arasında, bir sanal gerçeklik yaratarak kontrast yaratmak istedik.”
Öne çıkan kavramlar
Dünyada yaşanan kaosun öne çıktığı Intercolor’daki tüm sunumlarda çözümü önermekten yana olan bir yaratıcı uygulama tercih edilmiş. Bu yüzden de hep ‘clean-up’ ve ‘detoks’ kavramları konuşulmuş. “İnsanların kendi içsel arınmalarını ve bu süre içinde temizlik hissi ile bütünleştirme çabası vardı. Ama her giriş ve sunumda bu kaotik duruma daha iyi, oyunsu, ama arınarak aşılacak bir yolculuk olarak baktıklarını söyleyebiliriz,” diyor Özlem Süer. ‘Dualite’ kavramı öne çıkan noktalardan bir diğeri olmuş. Çünkü yeni dünyaya baktığımızda muhteşem bir yalınlık görüyor, ama bunun da karşısında inanılmaz bir agresif vurgu ile karşılaşıyoruz. Ümit Ünal, “Japonya ‘aktive olmak’ ve ‘yeniden aktive olmak’ diyordu. Herkesin, sadece modada değil, alışveriş kültürlerinde, sosyal yaşamlarında daha asosyal ve içe kapanık olacağı üzerinde duruldu. Bu yüzden biçimini ‘umut, umuda karşı’, ‘aktive olmak’ tanımlarıyla ifade etme ve pozitif olma durumunu etken hale getirme kararları verildi,” diyor.
Rengarenk giysiler ve makyaj!

Küresel gri tabloda tüm tasarımcılar dünyaya umut ve çözüm aşılamak için tam tersi bir noktaya dikkat çekmeye karar vermişler. Ümit Ünal ve Özlem Süer, 2010-2011 kış sezonunda bütün tasarımcıların oyuncak formlarından, çocuk masal kitaplarından ya da ‘Pan’ın Labirenti’ gibi filmlerden alınmış renkler ile bizlere daha renkli bir kılıf hazırlayacağını belirtiyorlar. Ümit Ünal, “Bu kadar gri olan algı, kalp ve acıtılan beden için renkli kıyafetler ve makyajlar ortaya çıkacak. Mesela son dönemin en önemli makyaj rengi turuncu. Bütün göz çevresinde turuncu renklerini kullanıyor ve öneriyoruz. Erkek moda dünyası da hiç olmadığı kadar renkli bu dönemde. Kadın moda dünyasındaki aksesuar, ayakkabı ve çantalar da öyle. Artık neredeyse grinin, bej tonunun ve naturel tonların daha dekoratif olarak kaldığını ve giysiye yansımadığını görüyoruz.”
Sisler ardında görünen kırmızı
Bu çok ‘gerçekçi’ durum ’sisli ve dumanlı’ bir atmosferi de beraberinde getiriyor. Özlem Süer bu yeni anlatımı, “Buradaki netsizlik aslında bir miktar geleceğe bakışımızı yansıtıyor. Böyle bir zeminin üzerinde ‘umut’ çok önemli idi ve İtalya vurgu rengimiz olarak kırmızıyı önerdi. Sisli ve puslu görüntünün ardından patlayan bir kırmızıdan söz edebiliyoruz. Renklerde o mat, pastel duygusu hakim. Yüzeyler, çok ihtişamlı ışıltılarla kendilerini ifade ederken, bu defa mat bir tondan konuşmak mümkün. Ayrıca, okside olmuş renk anlayışı ve okside olmuş metal efektini çok fazla görüyoruz,” diye açıklıyor. Bu noktada vintage’ın kromatize olmuş metal dokusunun bu okside görünümün ifade edilebileceği yollardan biri olacağını da belirtelim.
Yanıp sönen neon ışıkları
Intercolor’da çok konuşulan renklerden bir diğeri ise neon renkleri. Özlem Süer, “Dumanlı renkler dediğimiz daha mat tonların üzerinde parlayan neon etkileri çok yüksek olacak ve oyuncaklı renkler dediğimiz hisleri çok fazla alacağız. Ayrıca uzay kostümleri hissi veren, grinin türevleri ya da rengin yüksek satürasyonlarının olduğu, büyük ve duvar kağıdı gibi desenli retro giysileri de çok konuştuk,” diyor.
Masalsı ve oyuncaklı kıyafetler
Geçtiğimiz sezonda mimari ve fütüristik formlar çok yaygındı. Ama 2010 ve 2011′de çok yalın olmakla birlikte oyuncaklı renkler ve sempatik formlar göreceğiz. Mesajı olan kostümler, oyuncaklı ürünler, oyuncak bebek ve çocuk kıyafetlerini 2010 ve 2011′de çok sık görüyor olacağız.
Yeni militarist: Bob Dylan
Entellektüel formlar ve sofistike görünüm Intercolor’da çok konuşulanlar arasındaydı. “Söyleyecek çok sözü” olduğunu söyleyen Bob Dylan’dan etkilenen katılımcılar, onun giyim kültürünün geri geleceğini öngörüyorlar; yani siyah deri ceket, siyah pantolon ve puantiyeli ya da baskılı gömlekler. Ümit Ünal bunun yeni militarist tavır olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Makyajsız ve androjen olma durumlarını çok konuştuk toplantıda. Kadın için tek parça elbiseler, erkek içinse Dior’un bol paça pantolonlarından yola çıkarak yeni aidiyet duygusu ile uzak doğu formlarının altını çok çizdik.”
Büyük baskılar ve vintage’ın yükselişi
Kocaman büyük baskıların tek parça giysilerde kullanımı çok sık göreceklerimiz arasında yer alıyor. Ayrıca, sanatsal giysiler diyebileceğimiz tuval gibi tek parça giysiler de ön plana çıkacak.

Büyük beden kullanımı
Kendi ölçülerinden daha büyük olduğu algılanan giysiler, gittikçe yükseliyor. Giysilerimizin üzerindeki detayların fonksiyonel anlamda artması onlara görsel anlamda da değer kazandıracak. Stilde stilsizlik dediğimiz tema hakim. İnsanın özgürlük mantığını çok fazla hissettirecek. Çok özgür bir kombinasyon ruhu ile kendini görselleştiren bir görüntü. Ya da tek parçalarda inanılmaz yalın ve sadelik hissini öne alan tercihler var.
Aksesuarda parlak dönem!
2010-2011 sonbahar-kış sezonu aksesuarın çok daha fazla öne çıktığı bir dönem olacak. Ayakkabı ve botlarda çok büyük kaba topuklar, çok büyük aksesuarlar göreceğiz. Ayrıca, çok parlak ve farklı materyallerle de dikkat çekecekler. Aynı şey, çantalar ve diğer aksesuarlar da kendini çok hissettirecek.
NOT: Bu yazının kısa versiyonu daha önce 31 Aralık 2008 tarihli Akşam Gazetesi’nin Future&Trends moda ekinde yayımlanmıştır.
4 Yorum »
Bu yazının yorumlarının RSS beslemeleri. Bağlantıyı Yeniden Çağırın
bu benim işim ama bununla ilgili bilgi alamıyorum kaydedemiyorum
artık şunu iyi anlıyorumki bizim işimiz gerçekten zor sürekli ileriyi takip etmek,
; bu işi yapan bilir.
thnx tüm bilgiler için…ben çoktaan 2011 trendleri yakaldım ve 2009 yılında tablolarımdaki portreleri kostümlerimde kullandım….ancak henüz satışa çıkartmadımmm…:)2011 trendleri süper…ve iyi çalışmalar…
cok ıyı yaa herkeze ıyı sezonlar