Oca
16
2009

Trendler nasıl belirleniyor?

 

 

1Moda endüstrisinin güvenli bir yolda ilerlemesini sağlayan trend belirleme sistemleri, müşteriler için de paralarını doğru şeylere yatırma imkanı veriyor.

Moda o kadar büyük ve değişken bir endüstri ki hızına teknoloji bile yetişemiyor. Biz henüz 2008 kış sezonunun trendlerini sindirmemişken 2009 ve 2010′un trendleri çoktan belirlenmiş, hatta defileleri yapılmış durumda. Bu durum sizi şaşırtıyor ve meraklandırıyor olabilir. Başarılı moda tasarımcılarımızdan Özlem Süer, “Öncelikle renk bilgisi en önce açıklanan bilgilerden biridir. Boya kimyası için çalışan Siba gibi firmaların trend dergilerinde renk tanıtımları ve renk önerilerini görürüz. Çünkü onlar renk satarlar. Bu ham elyafın, ipliklerin ve kumaşların boyası anlamına gelir ve onları en önce iplik fuarları dünyaya tanıtır.  Böylece her yeni sezon yaklaşık 1,5 yıl öncesinde tanıtılmaya başlamış olur. Yaklaşık 1 yıl öncesinde de kumaş fuarları olduğunu görürüz. Örneğin önümüzdeki şubat ayında yapılacak tanıtımları önümüzdeki sezonu anlatma anlamında izlersek, 2011 yazını kumaş-iplik fuarları olarak ilk önce tanıyor olacağız. Aynı zamanda da 2010-2011 kış hazır giyim sezonunu yaşıyor olacağız,” diyerek trendlerin yolculuğunu en kestirme şekilde açıklıyor. Tabi bu yolculuğu daha ayrıntılı bir şekilde detaylandırmamız mümkün.

 

pantoneÖnce renkler belirleniyor

Modanın bu hızlı işleyen sisteminde her şey, Özlem Süer’in de belirttiği gibi öncelikle renkler ile ilgili öngörülerin ortaya konması ile başlıyor. Dünyada bununla ilgili çalışmalar yapan ve trendleri değerlendiren birkaç kurum bulunuyor. Intercolor gibi daha global ya da BTCG (British Textile Colour Group) ve ICA (International Colour Authority) gibi daha yerel kurumlar, 20-25 kişiden oluşan kurullarının yaptığı toplantılarla birkaç yıl öncesinde hangi renk ve desenlerin öne çıkacağını belirliyorlar. Bu kurumlar yaptıkları toplantılarda ortaya çıkan sonuçları, öngördükleri yeni trendleri basın ile paylaşıp duyurusunu yapıyorlar. Bunlar arasında özellikle Intercolor’ın, yılda iki defa yapılan ve dünyanın en önemli moda etkinliklerinden biri olan Premiere 

Vision’a etkisi çok büyük. Ağırlıklı olarak tasarımcılardan oluşan kurullardaki üyeler bu toplantılarda toplumda gözlemledikleri yeni trendleri paylaşıyor, kendilerine göre geleceğin olası trendlerini diğer üyelere aktarıyorlar. Onlara bu konuda pek çok şey ilham verebiliyor. Bir sanat etkinliği, sinema filmi, şarkı, küresel etkisi olan bir olay, hatta bir televizyon dizisi geleceğin trendleri için bu kişilere ilham kaynağı olabiliyor. Verilen ortak kararlar sonucunda ise düzgün bir renk paletinden oluşan bir renk birliği ortaya çıkıyor. Senelik oluşturulan bu seçimler her zaman belli bir renk döngüsü çerçevesinde gelişiyor. Bu döngünün, moda dünyasında iki ila yedi yıllık bir dönem, iç mimaride ise yedi ila 15 yıllık bir dönem boyunca geçerli olduğunu da belirtelim. Sonra bu belirlenen renkler çoğu tasarımcının müşterileri için ürettiği renk kartlarında kendilerine bir yer bulmak üzere yolculuğa çıkıyor.

2

Sonra kumaşlar görücüye çıkıyor

İplik ve kumaş üreticileri işte bu noktada devreye giriyor. Hangi ipliğin, kumaşın hangi renklerde üretileceği büyük önem taşıyor. Üreticiler çoğunlukla kolayca satabilecekleri güvenli renk tonlarında iplik ve kumaşları üretip, bunların yanına iki ila dört tane yeni sezonun trendlerini ekleyerek yollarına devam ediyor.

Bu yeni renk ve desenlerle üretilen kumaşlar üretildikten sonra ise Premiere Vision’da görücüye çıkıyor. Başta tasarımcı, stilist ve kumaş üreticileri olmak üzere işi moda olan herkes burada bir araya geliyor ve tasarımları için ilham olacak desen, renk ve kumaşları seçiyorlar. Yani bu noktada top kumaş üreticilerinden tasarımcılara geçiyor. Tasarımcılar bu noktadan sonra yeni koleksiyonlarını tasarlıyor ve kendilerine kumaş seçiyorlar. Yani Premiere Vision’da gelecek sezonların trendleri podyumlardan önce, ilk olarak görücüye çıkıyor. Lüks markaların tasarımcılarının yaratıcılıkları ile ortaya çıkan koleksiyonlar ise daha sonra perakende zincilerinin koleksiyonlarına esin kaynağı oluyor ve oradan tüm mağazalarda, hatta pazarlarda bile gördüğümüz her çeşit üründe kendine bir yer buluyor. Yani trend belirleyicileri tarafından seçilen bir renk, 18-24 ay içinde dünyanın her yerinde kendine sıcak yuvalar buluyor.

Mavi Süveter ile Moda Dersi

Kuşkusuz ki trendlerin belirlenmesinde modanın önemini kavramış ve bu dünyada önemli bir varlık gösteren her şahsiyetin de payı var. Bir derginin moda editörü ya da yayın yönetmeninden fotoğrafçıya, hatta modellere kadar bu listeyi uzatmak mümkün. Her biri ucundan kıyısından trendler üzerinde etkili olabiliyor. Aynı adlı kitaptan uyarlanan ‘Şeytan Marka Giyer’ adlı filmi hatırlayın. Söylentiye göre yazar, Meryl Streep’in canlandırdığı, Runway moda dergisinin Yayın Yönetmeni Miranda Priestly karakteri için ünlü moda dergisi Vogue’un Yayın Yönetmeni Anna Wintour’dan etkilenmiş. Moda dünyasında sözü geçen güç sahibi bir karakter olan Miranda Priestly’nin filmin o en meşhur sahnesinde asistanına çektiği nutuğu hatırlayın. Moda dünyası ile ilgili önyargıları yıkan o nutuk, aynı zamanda trendleri belirleyenler hakkında da bilgi veriyordu. İşte Meryl Streep’in ağzından o cümleler:

“Anladım, yani bunun seninle bir ilgisi olmadığını düşünüyorsun. Sen sadece dolabını açıyor ve üzerine o biçimsiz mavi süveteri geçiriyorsun. Üzerine ne giydiğine aldırmayarak, kendini ciddi aldığını dünyaya göstermek istiyorsun. Ama bilmediğin şey, üzerindeki bu süveter sadece mavi değil. O ne turkuaz, ne lapis. Aslında gök mavisi. 2002′de Oscar de la Renta’nın gök mavisi renginde gece elbiselerinden oluşan bir koleksiyon hazırladığını bilmediğin anlaşılıyor. Ve sonra Yves Saint Laurent’di sanırım, gök mavisi askeri ceketler yapmıştı. Böylece gök mavisi hızla sekiz farklı tasarımcının koleksiyonunda daha yer aldı. Bu ürünler sonra da perakende zincirlerine yayıldı. Oradan da senin alışveriş yaptığın, küçük indirim mağazalarına kadar sızdı. Sonra da sen onu bu mağazaların ucuzluk sepetinden çekip aldın. Ancak buna rağmen o mavi milyonlarca doları ve sayısız iş imkanını temsil ediyor. Komik olansa, moda endüstrinin dışında bir seçim yaptığını düşünürken, aslında bu odada bulunan insanlar tarafından, bir sürü ‘zımbırtı’ arasından senin için seçilen bir süveteri giyiyor olman.”

Yazı: Arzu Dindar

Not: Bu yazı daha önce, 31 Aralık 2008 tarihli Akşam Gazetesi’nin Future&Trends moda ekinde yayımlanmıştır.

1 Yorum »

  • cnyt diyor ki:

    Yaptığınız analizler ve araştırmaları gerçekten çok beğendim samimi ve bilinçli bir araştırma yanımlamış olduğunuz konular hakkında o kadar çok kendini bilmez bişiler yazıyor ki saçmasapan,aslında bu bu doğrular onların ne kadar da gereksiz işler yaptığını gösteriyo. Sizde işinizi doğru ve düzgün yaptığınız için teşekkürler.

Bu yazının yorumlarının RSS beslemeleri. Bağlantıyı Yeniden Çağırın


Yorum Ekleyin





Powered by WordPress. Tema Tasarımı: TheBuckmaker. Schulden, Nebenjob

Copy Protected by Chetan's WP-CopyProtect.